Yoksa;
Minik düğmelerden, yaka yapmak mı? :))
Hangisi daha zor bilmiyorum ama Dikkkattt dikkat!!!
Hazır mısınız?
Bu da bir D.I.Y projesidir...
30 Mayıs 2012 Çarşamba
D.I.Y: Çerden Çöpten Mumluk
Aslında birkaç ay önce hayata geçirilmiş bir "do it yourself" projesidir bu.. :)
Yapım aşamalarını ve malzemelerin görünümünü de fotoğrafladım.
Öncelikle ne çok ince,ne de çok kalın olan dallar;
Hidiv Kasrı bahçesinde köşke doğru ilerlerken, itinayla toplanır.. Daha doğrusu arabaya dönerken bunu yapmak pek mantıklı olur!Uzun zaman önce yapmıştık tabi bu işlemi,balkonda beni bekliyorlardı ne zamandır:)
Ben bu dalları eşit boylarda kırmaya çalışırken biraz zorlandım tabii. Evde rahatça kesebileceğim kaliteli alet edevat olmadığı için..Bu işi yazlıkta,iyi bir ekipmanla yapmak lazım,bir dahaki sefere..
Daha sonra hafif eğimli olanları da paralel bir şekilde,göze hoş gelebilecek hallerde;
sırayla yapıştırdım.. (sıcak silikon tabancasıyla)
Bu işlem tamamlandıktan sonra ise, kahverengi tonlarında herhangibir saten kurdeladan fiyonk yapmak suretiyle, (dekorasyonunuza göre farklı renkler,ya da,malzemeler kullanabilirsiniz) son haline ulaşmış oluyoruz...
Siz de yapıp kullanırsanız; eminim en çok seveceğiniz detay,sehpanızın ya da masanızın üzerinde göreceğiniz ışık hüzmeleri olacaktır!!!
Burada arka planda görünüyor,başrolü çikolata kaplamalı çilekçikler çalmış ama napalım.. :))
Bu da sofradaki hali...
.....................Weeeeeee bunlar da; Elif için hazırladığım "Tarçın çubuklarıyla Tealight"
Version II :)))
Galiba bunlar daha sempatik oldu!!!Güle güle kullansınlar...
Yapım aşamalarını ve malzemelerin görünümünü de fotoğrafladım.
Öncelikle ne çok ince,ne de çok kalın olan dallar;
Hidiv Kasrı bahçesinde köşke doğru ilerlerken, itinayla toplanır.. Daha doğrusu arabaya dönerken bunu yapmak pek mantıklı olur!Uzun zaman önce yapmıştık tabi bu işlemi,balkonda beni bekliyorlardı ne zamandır:)
Ben bu dalları eşit boylarda kırmaya çalışırken biraz zorlandım tabii. Evde rahatça kesebileceğim kaliteli alet edevat olmadığı için..Bu işi yazlıkta,iyi bir ekipmanla yapmak lazım,bir dahaki sefere..
Daha sonra hafif eğimli olanları da paralel bir şekilde,göze hoş gelebilecek hallerde;
sırayla yapıştırdım.. (sıcak silikon tabancasıyla)
Bu işlem tamamlandıktan sonra ise, kahverengi tonlarında herhangibir saten kurdeladan fiyonk yapmak suretiyle, (dekorasyonunuza göre farklı renkler,ya da,malzemeler kullanabilirsiniz) son haline ulaşmış oluyoruz...
Siz de yapıp kullanırsanız; eminim en çok seveceğiniz detay,sehpanızın ya da masanızın üzerinde göreceğiniz ışık hüzmeleri olacaktır!!!
Bu da sofradaki hali...
.....................Weeeeeee bunlar da; Elif için hazırladığım "Tarçın çubuklarıyla Tealight"
Version II :)))
Galiba bunlar daha sempatik oldu!!!Güle güle kullansınlar...
14 Mart 2012 Çarşamba
Fıstıklı Rokoko
Süper bir kurabiye tarifi almaya hazır mısınız?!? :))))
İnanın bana,abarttığım kadar var.. Denediğinizde hak vereceksiniz!
Malzeme listesi çok karışık değil,gayet yalın..
Hatta şaşıracağınız bir detay da şu ki; bu kurabiyede "UN" ve "MARGARIN" yok :)
En güzel yanı da bu!
Şimdi gelelim malzemelere;
*3 yumurta akı
*1 su bardağı şeker
*2 su bardağı hindistan cevizi
*2 su bardağı fıstık tozu
*Üzerini kaplamak için pudra şekeri
Püf noktamız yumurta aklarını şekerle birlikte çok çok iyi çırpmak ve diğer malzemeleri ekleyip spatula yardımıyla karıstırdıktan sonra,
Strech ile kaplayıp buzdolabında 2 saat kadar dinlendirmek.
Minik toplar haline getirip,pudra şekerine buluyoruz.
Fırın ısısı ise; 170 derece olmalı, 10-12 dk yeterli oluyor..
Afiyet olsun :)))
İnanın bana,abarttığım kadar var.. Denediğinizde hak vereceksiniz!
Malzeme listesi çok karışık değil,gayet yalın..
Hatta şaşıracağınız bir detay da şu ki; bu kurabiyede "UN" ve "MARGARIN" yok :)
En güzel yanı da bu!
Şimdi gelelim malzemelere;
*3 yumurta akı
*1 su bardağı şeker
*2 su bardağı hindistan cevizi
*2 su bardağı fıstık tozu
*Üzerini kaplamak için pudra şekeri
Püf noktamız yumurta aklarını şekerle birlikte çok çok iyi çırpmak ve diğer malzemeleri ekleyip spatula yardımıyla karıstırdıktan sonra,
Strech ile kaplayıp buzdolabında 2 saat kadar dinlendirmek.
Minik toplar haline getirip,pudra şekerine buluyoruz.
Fırın ısısı ise; 170 derece olmalı, 10-12 dk yeterli oluyor..
Afiyet olsun :)))
20 Şubat 2012 Pazartesi
Delicious rainbow colours-MACARONS
Önce küçük bir önbilgi fırtınası :))
Makaron, geçmişi konusunda tam bir kesinlik bulunmamakla birlikte ağırlıklı olarak Fransız mutfağına dahil edilmekte. İlk olarak 1533’te Fransız Kral II. Henry ile evliliğinin ertesinde Catherine de Medici’in şefi tarafından hazırlandığı söylenmektedir.
Çeşitli kaynaklarda belirtildiğine göre Paris’te 1862’den beri faaliyet gösteren bir pastane (çay salonu) olan Laduree, şefi Pierre Desfontaines’in 20. yüzyılın başlarında bulduğu reçeteye istinaden makaronun kendi icatları olduğunu iddia ediyor. Makaronun hangi yollardan geçerek bugünkü zirvesine ulaştığını belirlemek şüphesiz ki çok zor. Zira her ne kadar Desfontaines’in reçetesi kadar başarılı kabul edilmeseler de Paris’te makaron yapan pek çok pastane var. Dünyada kabul görmüş, güvenirliliğine itimat edilen pek çok yemek ansiklopedisinde de makaronun tarifine ya da tarihçesine pek önem verilmemiş ve kısaca bahsedilip geçilmiş. Taa ki Fransız şef Pierre Herme, standart makaronlar yerine farklı kombinasyonlarla zenginleştirilmiş, hem görsel hem de lezzet açısından büyük beğeni kazanan makaronlar yapmaya başlayana kadar. Öyle ki kısa sürede Herme’nin Paris’teki küçük pasta butiğinin önünde onun yeni lezzet denemelerini veya özellikle meşhur İsfahan’ını tatmak için uzun kuyruklar oluşmaya başlamış. Günümüzde Herme makaron sanatkarı olarak onore edilirken Laduree klasik bir tedarikçi olarak kabul ediliyor.
2000’li yıllarda artık dünyanın her yerinde (Türkiye’de dahil) makaron yapan pastaneler var. Hatta son yıllarda orijinal makaronun nasıl bir şey olduğuna dair bir fikrimiz dahi olmadan internet ya da kitaplar yardımıyla evlerimizde çeşit çeşit makaronlar pişirip denemeler yapıyoruz ki bu bence harika! Lakin unutmamak gerek ki makaronlar ustalık ve dikkat isteyen nazik yaratıklar... :))
(Bu kısma kadar alıntıdır)
Bu güzel&buzzzzzz gibi ama güneşli kış gününde,hazır Bebek tarafına akmışken...
Tadımlık bir kutu makaron almadan dönmek olmazdı!
Dönüşte bir de mis gibi birer kahveyle bu lezzet taçlanınca; her ısırıkta başımın üzerinde yıldızlar,kuşlar falan uçuştuğunu gördüm yaniiii....hiç abartmıyorum :)))
Makaron, geçmişi konusunda tam bir kesinlik bulunmamakla birlikte ağırlıklı olarak Fransız mutfağına dahil edilmekte. İlk olarak 1533’te Fransız Kral II. Henry ile evliliğinin ertesinde Catherine de Medici’in şefi tarafından hazırlandığı söylenmektedir.
Çeşitli kaynaklarda belirtildiğine göre Paris’te 1862’den beri faaliyet gösteren bir pastane (çay salonu) olan Laduree, şefi Pierre Desfontaines’in 20. yüzyılın başlarında bulduğu reçeteye istinaden makaronun kendi icatları olduğunu iddia ediyor. Makaronun hangi yollardan geçerek bugünkü zirvesine ulaştığını belirlemek şüphesiz ki çok zor. Zira her ne kadar Desfontaines’in reçetesi kadar başarılı kabul edilmeseler de Paris’te makaron yapan pek çok pastane var. Dünyada kabul görmüş, güvenirliliğine itimat edilen pek çok yemek ansiklopedisinde de makaronun tarifine ya da tarihçesine pek önem verilmemiş ve kısaca bahsedilip geçilmiş. Taa ki Fransız şef Pierre Herme, standart makaronlar yerine farklı kombinasyonlarla zenginleştirilmiş, hem görsel hem de lezzet açısından büyük beğeni kazanan makaronlar yapmaya başlayana kadar. Öyle ki kısa sürede Herme’nin Paris’teki küçük pasta butiğinin önünde onun yeni lezzet denemelerini veya özellikle meşhur İsfahan’ını tatmak için uzun kuyruklar oluşmaya başlamış. Günümüzde Herme makaron sanatkarı olarak onore edilirken Laduree klasik bir tedarikçi olarak kabul ediliyor.
2000’li yıllarda artık dünyanın her yerinde (Türkiye’de dahil) makaron yapan pastaneler var. Hatta son yıllarda orijinal makaronun nasıl bir şey olduğuna dair bir fikrimiz dahi olmadan internet ya da kitaplar yardımıyla evlerimizde çeşit çeşit makaronlar pişirip denemeler yapıyoruz ki bu bence harika! Lakin unutmamak gerek ki makaronlar ustalık ve dikkat isteyen nazik yaratıklar... :))
(Bu kısma kadar alıntıdır)
Bu güzel&buzzzzzz gibi ama güneşli kış gününde,hazır Bebek tarafına akmışken...
Tadımlık bir kutu makaron almadan dönmek olmazdı!
Dönüşte bir de mis gibi birer kahveyle bu lezzet taçlanınca; her ısırıkta başımın üzerinde yıldızlar,kuşlar falan uçuştuğunu gördüm yaniiii....hiç abartmıyorum :)))
17 Şubat 2012 Cuma
Vazgeçilmezlerimizin çılgın halleri..
Ayakkabı giymek eskiden bir ihtiyaçtı..
Artık bir tutku! Gardrobumuza sürekli yenilerini eklemekten kendimizi alamıyoruz.. Belki de herbirimizin evinde (bu sorunlu hatunlardan biriyim maalesef) kocaman koleksiyonlar yapılıyor,rengarenk & cıvıl cıvıl ve farklı tarzlarda ayakkabılarla aşk yaşıyoruz!
Son yıllarda artık ultra "çılgın" tasarımlar bizi bizden alıyor :)
Yani tabii bunlar günlük hayata pek uygun olmasa da,uçsuz bucaksız hayal güçlerinin ürünleri olduğu için saygı duyuyoruz...
Aşağıda ise gülümseten tasarımlarla karşılacaksınız..
Görsellerideki ayakkabıları Kobi Levi tasarlamış. Buyrun bu taraftan seyredin.... :))
Artık bir tutku! Gardrobumuza sürekli yenilerini eklemekten kendimizi alamıyoruz.. Belki de herbirimizin evinde (bu sorunlu hatunlardan biriyim maalesef) kocaman koleksiyonlar yapılıyor,rengarenk & cıvıl cıvıl ve farklı tarzlarda ayakkabılarla aşk yaşıyoruz!
Son yıllarda artık ultra "çılgın" tasarımlar bizi bizden alıyor :)
Yani tabii bunlar günlük hayata pek uygun olmasa da,uçsuz bucaksız hayal güçlerinin ürünleri olduğu için saygı duyuyoruz...
Aşağıda ise gülümseten tasarımlarla karşılacaksınız..
Görsellerideki ayakkabıları Kobi Levi tasarlamış. Buyrun bu taraftan seyredin.... :))
14 Şubat 2012 Salı
"Ataol Behramoğlu" sen ne güzel bir şairsin...!!!
Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş gözden..
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir...
Aşk iki kişilik ama bence hiçkimse diğer yarısını bulduğu zaman, aslında "2" olmuyor...
Yine "BİR" oluyor!
Yeni hayatınız;
2 kat daha yaşama sevinci dolu,
22 kat daha eğlenceli,
222 kat daha mutlu olabilir ama yine "1" olursunuz....eğer bu duygular gerçekse,aslında bu kahvefincanları gibi bütünleşen bir organizma olursunuz :)
Ne yalnızlık kalır geriye,ne de kuru kalabalık..
*dipnot*
Bu bir Sevgililer Günü postu iken, acıklı bir iç çekişe dönsün istemezdim kesinlikle..
Sadece şunu da söylemek isterim ki; zamanımızda bir çok sevda yeterince içten değil ve paylaşımlar zayıf :(
İlişkiler hesapla kitapla, "yalandan,şakacıktan" yürüyor,ya da biz yürüdüğünü zannediyoruz!
Ama tabi AŞK'ın hakkını verenler de yok değildir! (umarım)
Ve ben gerçek aşkı yaşayanların SEVGİLİLER GÜNÜNÜ KUTLUYORUM!...
Nice mutlu "Valentine's Day"lere :)))) ...........
Tüketilmiş ve düşmüş gözden..
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir...
Aşk iki kişilik ama bence hiçkimse diğer yarısını bulduğu zaman, aslında "2" olmuyor...
Yine "BİR" oluyor!
Yeni hayatınız;
2 kat daha yaşama sevinci dolu,
22 kat daha eğlenceli,
222 kat daha mutlu olabilir ama yine "1" olursunuz....eğer bu duygular gerçekse,aslında bu kahvefincanları gibi bütünleşen bir organizma olursunuz :)
Ne yalnızlık kalır geriye,ne de kuru kalabalık..
*dipnot*
Bu bir Sevgililer Günü postu iken, acıklı bir iç çekişe dönsün istemezdim kesinlikle..
Sadece şunu da söylemek isterim ki; zamanımızda bir çok sevda yeterince içten değil ve paylaşımlar zayıf :(
İlişkiler hesapla kitapla, "yalandan,şakacıktan" yürüyor,ya da biz yürüdüğünü zannediyoruz!
Ama tabi AŞK'ın hakkını verenler de yok değildir! (umarım)
Ve ben gerçek aşkı yaşayanların SEVGİLİLER GÜNÜNÜ KUTLUYORUM!...
Nice mutlu "Valentine's Day"lere :)))) ...........
7 Şubat 2012 Salı
IFW / Istanbul Fashion Week
IFW takvimi açıklandı!
2009 yılından bu yana devam eden ve senede iki kez gerçekleşen ISTANBUL FASHION WEEK, Türk tasarımcı ve markalarını yerli ve uluslararası alanda tanıtmayı, moda endüstrisindeki tasarım gücünü arttırarak Türk ekonomisine katkı sağlamayı hedefliyor!
Bu yıl da Türkiye'nin önde gelen moda tasarımcıları ile hazır giyim markalarını görsel bir şölenle bir araya getiriyor..
8-11 Şubat tarihleri arasında Taksim Tepebaşı'nda moda rüzgarları estirmeye hazırlanıyor...
Detaylar aşağıdaki tabloda..
.....Weee sevgili STYLEBOOM davetlisi olarak katılacağım Nihan Peker defilesini sabırsızlıkla bekliyorum :)
"Boom"a teşekkürü borç bilirim...Umarım 9 Şubat'ta tanışma fırsatımız olur!
2009 yılından bu yana devam eden ve senede iki kez gerçekleşen ISTANBUL FASHION WEEK, Türk tasarımcı ve markalarını yerli ve uluslararası alanda tanıtmayı, moda endüstrisindeki tasarım gücünü arttırarak Türk ekonomisine katkı sağlamayı hedefliyor!
Bu yıl da Türkiye'nin önde gelen moda tasarımcıları ile hazır giyim markalarını görsel bir şölenle bir araya getiriyor..
8-11 Şubat tarihleri arasında Taksim Tepebaşı'nda moda rüzgarları estirmeye hazırlanıyor...
Detaylar aşağıdaki tabloda..
.....Weee sevgili STYLEBOOM davetlisi olarak katılacağım Nihan Peker defilesini sabırsızlıkla bekliyorum :)
"Boom"a teşekkürü borç bilirim...Umarım 9 Şubat'ta tanışma fırsatımız olur!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















